Plajlar ve Koylar

Ölüdeniz

Korunaklı durgun suyuyla Ölüdeniz ve hemen yanı başındaki Belceğiz Plajı, Akdeniz’in beyaz köpüklerini, çam ağaçlarının yeşiliyle buluşturuyor. Dünya turizminin gözdesi Ölüdeniz Kumburnu Milli Parkı ve Belceğiz Plajı, Fethiye ilçe merkezine 15 km uzaklıkta ve zengin florası, yamaç paraşütü için elverişli konumu ile bir “dünya mirası” olmayı hak eden Babadağı’nın eteklerinde yer alıyor. Belceğiz Plajı, denizden, kumdan ve güneşten yararlanırken bir yandan da her türlü su sporunu yapabileceğiniz olanaklar sunuyor…

Yine, plajdan kalkan günübirlik tekne turlarına katılarak, Ölüdeniz’in çevresindeki diğer güzellikleri keşfedebilir, mini bir mavi yolculukla, Akdeniz’in engin maviliklerinin, kıyılarda Toros’ların yeşiline nasıl dönüştüğüne tanıklık edebilirsiniz. Ölüdeniz Lagünü’nde, kışın su sıcaklığının 19° nin altına düşmemesi ve bölgedeki hava sıcaklığının gece ve gündüz ortalamasının 12°C dolayında olması, kış tatilinizi de Ölüdeniz’de geçirmeniz için tercih nedeniniz olabilir.

Çalış Plajı

Kilometrelerce uzunluktaki Çalış Plajı kum ve yuvarlak çakıllardan oluşur. Yazın en sıcak günlerde bile denizden esen meltem, bunalmadan bronzlaşmanıza olanak tanır. Çalış sahili her türlü zevke hitap eden bar ve restoranlarla doludur. Çalış plajında gün batımı kaçırılmaması gereken manzalalardan birisidir. Çalış plajı aynı zamanda en iyi rüzgar sörfü alanlarından birisidir ve sörf kulübü deneyimli öğretmenenleri ile eğitim olanağı da sunmaktadır.

Oyuktepe Yarımadası Koyları

Fethiye Limanı’nın batı yönünü çevreleyen bu yarımada üzerinde deniz ve çam ağaçlarının kaynaştığı Aksazlar, Samanlık, Kuleli, Boncuklu gibi birbirinden güzel pek çok koy bulunmaktadır. 7 kilometrelik bir yol ile dolaşılabilen yarımadadaki bu koylar yöre halkının en çok rağbet ettikleri günübirlik mesire yerleridir. Bu yol ayrıca, yürüyüş ve bisiklet meraklıları için ideal bir parkur oluşturmaktadır.

Kıdrak Plajı

Kıdrak Plajı Kıdrak Tabiat Parkı içinde bulunur. Belcekız plajına 3 km. uzaklıkta, Ölüdeniz Faralya yolu üzerindedir. Çam ağaçları, yumuşacık bembeyaz kumu ve berrak denizi ile denize girmek için idealdir. Genellikle Ölüdeniz plakından daha az kalabalıktır. Park alanı içinde piknik yapma olanağı ve ihtiyaçların karşılanabileceği bir büfe mevcuttur. WC  ve duş bulumaktadır.

Gemile Koyu

Kayaköy’e 6 km. uzeklıkta bulunan Gemile Koyu, gidiş yolunun harika manzarası, yürüyüş yolları ve karşısındaki Gemile Adası ile tatilinizin unutulmaz plajlardan birisidir. Gemile Adası doğal güzelikleri ve Bizans dönemine ait tarihi kalıntıları ile mutlaka görmeye değer. Gemile Koyunda piknik, plaj şemsiyesi ve şezlong kiralama, WC, duş olanakları ve küçük bir restoran bulunmaktadır.

Günlüklü Koyu

Mis kokulu sığla ormanı yanında yer alan Günlüklü koyu plajı ince kumlarla kaplıdır. Koyda piknik, duş ve WC olanakları mevcuttur. Koya günübirlik ziyaret ücreti alınmaktadır. Ayrıca hoş bir mimasiri ve servisi olan kulüp otelde konaklama olanağı bulunmaktadır.

Katrancı Koyu

Fethiye’ye 15 km. uzaklıktaki Katrancı Tabiat Parkı çam ve Okaliptus ormanı ile iç içedir. Biri kumlu, diğeri çakıl taşlı iki koyu bulunur. Katrancı Koyu’nu günü birlik ziyaret edebileceğiniz gibi, ağaç evlerde, çadırınızda ya da karavanınızda da konaklayabilirsiniz. Ağaç evler ve restoran yıl boyunca hizmet vermektedir.

İnlice Koyu

İnlice plajı Göcek’e 5, Fethiye’ye 20 km mesafededir. sıcak ayz günlerini serinleten meltemi, yumuşacık kumu, harika kekik kokuları ile yüzmek için idealdir. Koyda duş, WC, şezlong ve güneş şemsiyesi olanakları bulunmaktadır ve yiyecek içecek ihtiyaçlarınız için bir restoran bulunmaktadır.

TURUNÇ PINARI

Adını turunç ağaçları ve tatlı su pınarından alan bu koy, yatçıların uğrak yeridir. Tüm deniz ürünlerinin, özenle hazırlanarak sunulduğu balıkçı lokantası gurmelerin gözdesidir. Kaya Köyü’nden başlayan yürüyüş yoluyla da ulaşılabilen koy; plajı ve temiz deniziyle de ideal bir günübirlik mesire yeridir.

GÖBÜN KOYU

Darboğaz’dan Karanlıkiçi’ne girdiğinizde, güneyinizde herkesten gizlenmişçesine saklanan Göbün koyu, çam ve zeytin ağaçlarıyla, kıyısındaki hamam olduğu söylenen antik kalıntısıyla, Mavi yolcuların karşı konulamaz davetler aldığı bir koydur. Yükseklerinde sayısız tondaki yeşilin arasından göz kırpan kral mezarları ve Kaunos kültürü kalıntılarıyla, adalar yöresinin görülesi koylarındandır. Sahildeki lokantada fırında taze balık ve ekmek yemek, sabah tepeden gün doğumunu izlemek, Göbün Koyu’nun olmazsa olmazlarıdır..

HAMAM KOYU

Mavi yolculuk teknelerinin vazgeçemediği yerlerin başında denizi ve doğasıyla eşsiz güzellikteki Hamam Koyu gelir. Akdeniz insanı bu… Kendini inandırmış Kleopatra’nın burada denize girdiğine ve koya Kleopatra Koyu deyivermiş. Kleopatra’nın burada denize girdiği tartışılır ancak; gelip görmüş olsaydı, çok beğeneceği tartışılmaz ! Kurtoğlu Burnu’yla anakara arasındaki kıstağın doğu yüzündeki koyda, bir yapının denize çökmüş kalıntıları vardır. Bizans zamanından kalma bir manastır mı, hamam mı bilinmez. Bir söylentiye göre buruna adını veren Kurtoğlu bir korsanmış, burada malikanesi varmış, görünen bu yıkık da bu yapının bir kesimiymiş. Gümüşi renkteki taşlar, duvarlar masmavi suların içine gömülüdür. Çamlar ve çalılarla örtülü koyun çevresinde, birçok belirli belirsiz yapı kalıntısı da görülür. Kıstağı boydan boya kesen büyük bir duvarın bulunduğu Kurşunlu Koyu, yatların gecelemesi için çok elverişlidir. Hamam Koyu yakınındaki Yavansu’dan yarım saatlik bir yürüyüşle ulaşılan tepedeki antik kent Lydae; tarih tutkunları için mutlaka görülmesi gereken bir yerdir.

TAŞYAKA (BEDRİ RAHMİ KOYU)

Tersane adasının karşısına doğru, Taşyaka koyunda kıyıya yaklaştığınızda, büyük bir kayaya çizilmiş balık resmi selamlar sizi. Bedri Rahmi EYÜBOĞLU’nun, ünlü mavi yolculuklarından birinde yaptığı balık resminin tüm canlılığı ile yaşadığını görmek, sizleri şaşırtmasın. Yöredeki tek içme suyu kaynağı olan koyda demirleyip, yamaçlarındaki Likya kaya mezarlarını görmek, çam ağaçları arasında dolaşmak… Anlatmak yetmez, gezip görmek gerek Taşyaka’yı… Göcek’ten adalara doğru ilk durak Ak Bükü çam ağaçlarıyla kaplı yamaçları, mavinin en kışkırtıcı tonlarını sergileyen suları yanında kumsalının gerisindeki günlük (sığla) ağaçları ile sizlere ayrı bir güzellik sunmaktadır. Güneye doğru devam ederseniz iç içe geçmiş koylarıyla Boynuz Bükü, adalar yöresinin kara ulaşımı olan son koyu Sarsala, Kille, ve saymakla bitiremeyeceğimiz koylarla süslü Kapıdağ yarımadası Mavi yolcuların göz bebeğidir.

Patara Plajı

Patara kumsalı, çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemlisidir. 12 km uzunluğundaki kumsalın derinliği yer yer 200-300 metreye ulaşır. Kumu incedir. Deniz ise sığdır. Hemen hemen hiç durmayan rüzgarı nedeniyle rüzgar sörfüiçin de uygundur. Patara kumsalı deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) yumurta bıraktıkları yerler arasında bulunduğu için koruma altındadır.

Patara plajından içeriye, antik kente, rüzgarla taşınan kumulların önüne geçilebilmesi için setler oluşturulmuştur.

Patara plajı genişliği ve uzunluğu nedeniyle geçmişte Yeşilçam filmleri tarafından çöl sahnelerinde fon olarak kullanılmıştır. Günümüzde de, naturist ve nudistlerin rahatlıkla çıplak olarak yüzüp güneşlenebildiği bir sahil olarak karşımıza çıkmaktadır.

Karadere ve Kumluova Plajları

Karadere ve Kumluova Plajları halk arasında Özlen Plajı ve Çayağazı Plajı olarak bilinir. Kumsalın başlama noktasına iç kısımlardan gelen küçük bir çay dökülmektedir. Plajda yüzenler sıcak su ile buz gibi nehir suyunu aynı anda hissedebilirler. Karadere Plajı, sörf yapılabilen, gün batımı gözlemi için uygun, ince kumlu, Patara Antik Kenti ve Patara Plajı’na kadar uzanan uçsuz bucaksız bir kumsaldır. Karadere ve Kumluova Plajları sörf ve su sporlarına Türkiye’nin ender elverişli plajlarındandır. Fethiye’den Antalya’ya kadar uzanan tarihi Likya Yolu da bu bölgeden geçmektedir.